Money Aidat Borcu Sorgulama
Event Etkinlik Takvimi
Survey Anket

Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

İstatislik Sayfa İstatisliği
  • Online Kişi   : 2

  • Kişisel           : 371661

  • Toplam         : 3375943

Köşe Yazarı › Dr. Ahmet Naci DİLEK › İslami Dayanışma Oyunları mı, Müslüman Halklar Dayanışma Oyunları mı?
11617 kez okundu
19/08/2022

Dr. Ahmet Naci DİLEK / İslami Dayanışma Oyunları mı, Müslüman Halklar Dayanışma Oyunları mı?


İnsan kavramlarla düşünür ve kavramların insana vermiş olduğu düşünce dünyası ile hayatını ve hayatını şekillendirecek diğer alanları oluşturmaya başlar. Kavramların içinin ne ile doldurulduğu veya neler ile boşaltıldığı insan üzerinde etkili olmaktadır, zira insan kavrama yüklenen anlam, mana ile zihin dünyasını inşa eder. Zihin dünyasını inşa eden insan, ahlakını da malum kavrama/kavramlara göre oluşturur ve oluşturduğu bu ahlakta onun yaşam tarzı haline gelmeye ve o yaşam tarzı da kültürü ve nihayet bir medeniyeti oluşturmanın ilk adımları olmaya başlar.
Bu noktai nazardan baktığımızda İslami Dayanışma Oyunları deyince aklımıza ilk önce Müslüman ülkelerin/halkların aralarındaki dayanışmanın kaynağının İslam olduğunu belirtebiliriz.
Peki İslamın insanlığa sunduğu sistem neleri içermektedir, siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, sanatsal ve tüm diğer alanlarda olduğu gibi sporda da bizlere sunduğu, daha doğru ifade ile yapmamız ve yapmamamız gerekenlerin Kur’an ve Sünnet vasıtasıyla bildirildiği bir ilahi dinin kurallarından bahsetmeliyiz.
Elbette tüm bunlar İslam tarafından insanlardan istenirken de temel gaye bireyin ve toplumun; zihinsel, ruhsal, bedensel ve toplumsal yaşamının koruma altına alınması hedeflenmiştir.
Durum böyleyken dayanışmanın temeli olan İslam’ın emir ve yasakları ortadayken ve tüm Müslüman halklar tarafından biliniyorken neden bu emir ve yasaklar çerçevesinde oyunlar organize edilmemektedir?
Madem işin içinde İslam kavramı var, o zaman tüm yapılan uygulamalarda İslam kıstaslarına uygun olarak yapılmalı ve bunun için gerekli tüm tüzükler, yönetmelikler ve diğer düzenlemeler ortaya konulmalıdır.
Peki bu nasıl yapılabilir? Öncelikle İslam İşbirliği Teşkilatı çatı örgüt olarak, İslami Dayanışma Spor Federasyonu organizasyonunda, ülkelerin Olimpiyat Komiteleri , Ulusal Spor Federasyonları, her ülke için oluşturulacak Müslüman Halklar Dayanışma Oyunları veya İslami Dayanışma Oyunları kurulu, İslam Alimlerinden oluşan bir komisyon, Psikologlar, Sosyologlar, Tasarımcılar toplanarak, hepsi kendi alanlarında İslam dininin emir ve yasakları çerçevesinde bu oyunların nasıl organize edilmesi gerektiği ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması için adımların atılması sağlanmalıdır.
Burada ilk adımın Türkiye tarafından atılması ise ayrı bir önem taşımaktadır, tarihten gelen sorumluluğumuz, asırlardır bu halkları korumamız, asırlarca dünyaya İslam’la hükmetmemiz, tüm dünya müslümanlarının özellikle ülkemizden beklentileri bu adımın bizler tarafından atılması gerektiğini işaret etmektedir.
Öte yandan bu sayede ülkemizin var olan prestiji ve samimiyetle İslam’ın hudutlarını koruma isteği ve girişimleri Müslüman toplumlar nezdinde büyük takdir toplayacak ve organizasyonun formatının değişmesi de tüm Müslüman halkların takdirini kazandıracaktır, bir başka önemli kazanım ise halkımızın İslami hassasiyetler konusunda daha samimi ve dalmış olduğu uykudan uyanmasına vesile olacaktır. Gayet tabidir ki bazı çatlak sesler kısıkta olsa çıkacak ve fakat bunlar hem çoğunluğun makul olanı kabul etmesi ve hem de organizasyona kazandırılacak bu özlü ve köklü yaklaşım, zaman içinde tüm üye ülkelerin de takdirini toplayacaktır.Neden organizasyonun formatının değiştirilmesi gerektiğini savunuyoruz? Öncelikle yukarıda ifade
etmeye çalıştığımız gibi İslam kavramı üzerinden yola çıkmamız gerekiyor ve İslam’ın hayatın tüm
alanlarında olduğu gibi sporun yapılışı esnasında da müslümanın uyması gereken kurallara sahip
olduğu gerçeğinden tabi ki.
En can alıcı noktaya geldiğimizde ise şu soruyu sormamız gerekiyor. İslami Dayanışma Oyunları tüm
dünya ülkelerinin katıldığı Olimpiyatlardan, Üniversiyat Oyunlarından veya diğer büyük spor
organizasyonlarından ne gibi bir farklılık göstermektedir? Evet herkesin hemen görebileceği gibi
hiçbir farklılık yoktur.
Özellikle İslam’a uymayan ve müslümanın diğer insanlardan farklı olmalarını gerektiren giyim kültürü
ve davranış kültürü ile ilgili maalesef temel sorunlar bu oyunlarda mevcuttur. Oysaki İslam gerek
kadının gerekse de erkeğin nasıl giyinmesi ve davranması gerektiğini Kur’an ve Sünnet’te bizlere
bildirmiştir.
Daha da netleştirelim bu giyim ve davranış tarzının normal olmadığını sadece İslami bakış açısından
bakarak değil, dünyanın farklı bölge ve dinlerine mensup insanların dahi bakış açısıyla bakıldığında
utanacağı ve hiçbir surette insana yakışmayan giyim tarzlarının normal şartlarda ve fakat özellikle bu
organizasyonda kabul edilmesi ve göz yumulması mümkün değildir, bu ne İslam’a, ne insanlığa, ne
kültürümüze sığmaz, yakışmaz, kabul edilemez. Bahsedilen sıradan bir açılma değil, artık iki cinsin
de avret yerlerinin sergilendiği küresel bir şova dönüşmüştür. Sporun özü olan estetik, kuvvet, sürat,
koordinasyon çeviklik, dayanıklılık, denge, esneklik, kondisyon gibi güzelliklerin dışında bedenin ön
plana çıktığı bir şov halini almıştır. Hatta bu konu Müslüman olmayan ama bu tarz giyimin insanın
fıtratına uygun olmadığını, seyir zevkini bozduğunu düşünen ve spordan çok insan bedeninin
izlendiği ve sporun anlamını yitirdiği düşüncesiyle farklı Batı ülkeleri tarafından da olimpiyat
organizasyonlarında dile getirilmiş ve tepki olarak farklı kıyafetlerle yarışmalara çıkılmıştır.
Diğer taraftan İslam’ın kardeşlik ruhuna hiçbir şekilde uymayan sporcuların birbirlerini farklı el kol
işaretleri ile tehdit etmeleri, ayrıca müslümanın taşıması gereken vakarın oluşmaması ve gereğinden
fazla ortaya konulan sevinç ve üzüntü görüntüleri de davranışsal boyutta organizasyonun ruhuna
uymamaktadır. Diğer taraftan böyle bir organizasyonda ne dinimize ne de kültürümüze uymayan
kadın erkek oryantal türden dansın yapılması!!! Bununla birlikte Müslüman halkların dayanışmasının
sembolü olan bu organizasyonda haç işaretlerinin yapılması da katılımcıların eğitilmesi gerektiği
fikrini bizlere göstermektedir. Mutlaka Müslüman ülkelerde yaşayan farklı inançtan insanlar
olacaktır ve olmalıdır, onların da hakları yine bizler tarafından korunacaktır, ancak organizasyonun
adı ve ruhuna bu uymamaktadır. Davranışsal boyutta organizasyonun adına ve ruhuna yakışır
şekilde uygulamaların görülmesi isteniyorsa, her ülkenin kendi içinde oluşturacağı bir eğitim
komitesi ile sporcuların bu organizasyonda her alanda nasıl davranmaları gerektiği ile ilgili
eğitimlerin verilmesi ve sporcuların hazırlanması organizasyonun ruhuna uyulmasını sağlayacaktır.
Konuyu sadece bu organizasyona yıkıp haksızlık etmek istemeyiz, zira halklar nasıl yaşıyorlarsa,
nasıl bir kültüre sahiplerse ona göre davranırlar ve o yaşam tarzları da her sahaya yansımaktadır. Bu
durum insanların uzun vadeli eğitilmeleri ve zihniyet değişimi ile olacak bir konudur. Ancak malum
organizasyon için bu türden uygulamaların tasvip edilmesi mümkün olamaz. Yetkili federasyon
bununla ilgili uyulması gereken kurallar manifestosu hazırlayarak insanların uygun olmayan
davranışlarının kontrol edilmesini sağlayacaktır. Nasıl ki Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)
kendisine bağlı Ulusal Olimpiyat Komitelerine ülke başkanlarının dahi müdahale etmesine kati
şekilde karşı durup gerekirse yaptırım uygulayabiliyorsa veya koymuş olduğu kurallara kati surette
uyulması için gerekenleri yapıyorsa: Bizler de adında İslam olan bu organizasyonda kendimize ait
kurallar koyup uygulanması bağlamında takipçisi olmalıyız.Ancak tüm bunlar yapıldığı takdirde bu organizasyonun başta Olimpiyatlar olmak üzere tüm milletlerin katıldığı diğer klasik organizasyonlardan farkının olduğunu ve bu anlamda da özel bir statüye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Yoksa adının İslami Dayanışma veya Müslüman Halklar Dayanışma Oyunları olması hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.
Tüm bunların yanında organizasyonun daha da cazip hale gelmesi ve sporcuların desteklenmesi amacıyla tüm halkların güçleri oranındaki katkılarıyla ama özellikle zengin Müslüman halklar ve devletler oluşturacakları fonlarla başarılı olan sporcuları ve antrenörleri ödüllendirebilirler. Bu konu samimiyetle istenildiği takdirde o kadar basittir ki; özellikle körfez ülkeleri çok rahat bir biçimde bu konuyu üstlenebilirler. Bu ödül uygulaması sayesinde diğer organizasyonlardan bir farklarının olduğunu ve sporu teşvik ve destek bağlamında müslümanın bakış açısının ne kadar zengin olduğunu da hem Müslüman halklara hem de dünya halklarına gösterme imkanımız olacaktır.
Bir diğer konu da İslam kültür havzasında mevcut bulunan ve milyonlarca insan tarafından uygulanan ve inancımızla ve kültürümüzle uyum sağlayıp, hem de bu halkların inançlarından kaynaklı ihtiyaçlarını giderecek, dünya da henüz yaygınlaşmamış ve tanınmamış sporları bu organizasyona dahil edip, bu farklı sporların yapıldığı ülkelerin de sporları birbirlerine transfer etmelerinin yolu açılmalı ve bu sayede Müslüman halkların kaynaşmaları da sağlanmalıdır.
Tüm bunların yanında organizasyon kapsamında İslam ve insanlığa sunduğu, İslam tarihi, bilime ve ilime katkıları, sanatı, mimarisi ulaştığı coğrafyalarda ortaya koydukları, müslümanların dünya tarihine her sahada kazandırdıkları, ve diğer birçok konu oyunlar boyunca tüm katılımcıların her an hissedebileceği, görebileceği farklı görsel ve sunumlarla oluşturulmalı, dolayısıyla Müslüman halkların kendilerine olan güvenlerinin artması sağlanmalı, sürekli baskın egemen kültürden uzaklaşmaları ve özlerine dönmeleri sağlanmaya çalışılmalıdır. En azından bu organizasyon sayesinde genel itibari ile dine mesafeli duran spor dünyasının da iç dünyaları zenginleştirilmeye çalışılmalıdır.
Yukarıda özetlemeye çalıştığımız şartlar oluştuğunda organizasyonun adının İslami Dayanışma Oyunları olmasında bir mahsur bulunmamaktadır. Yok eğer bu şartlar oluşmayacak diye düşünülüyorsa o zaman da organizasyonun adının Müslüman Halklar Dayanışma Oyunları olarak değiştirilmesinin isabetli olduğunu düşünmekteyiz. Müslüman Halklar derken elbette birçok ülkede halkın tamamı Müslüman olmayabilir ve hatta müslümanlar azınlıkta da olabilirler, ama bu onların dayanışma içinde olup bu tür organizasyonlara katılamayacağı anlamına gelmez ve hatta o halkların içinde yaşayıp Müslüman olmayan ve fakat bu oyunlara katılmak isteyenlere de yol açmak gerekir. Nitekim son oyunlarda da Müslüman olmayıp yarışlara katılan sporcular bulunmaktadır.
İçi boş bir eleştirinin hem samimi ve hem de faydalı olacağını düşünmediğimizden, eleştirilerimizin yanı sıra özellikle çözüm önerilerini de sunarak Müslüman halkların her alanda olduğu gibi spor alanında da dayanışma içinde olmalarının gerekliliğine ve sporun bu organizasyonunun da bu dayanışmaya önemli katkıda bulunacağını umut ediyorum.

Tüm Yazılar için Tıklayınız