Money Aidat Borcu Sorgulama
Event Etkinlik Takvimi
Survey Anket

Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

İstatislik Sayfa İstatisliği
  • Online Kişi   : 2

  • Kişisel           : 287637

  • Toplam         : 2972313

Köşe Yazarı › Ahmet DİLEK › Olimpiyatlar ve TRT
176 kez okundu
17/09/2021

Ahmet DİLEK / Olimpiyatlar ve TRT


‘’Ey can hiç kimseye hak ettiğinden fazla değer verme. Ya onu kaybedersin ya da kendini mahvedersin’’ Mevlana. 
‘’ İnsan en büyük hatayı birisine gereğinden fazla değer verdiği zaman yapar’’  Charles Bukowski

Bilge insanların, tarihe malolmuş filozofların, hayatın bilgi ve tecrübesini derinlemesine yaşamış her insanın aktardığı üzre insana zamanından önce ve gereğinden fazla değer verildiğinde mutlaka istenmeyen sonuçların ortaya çıktığı görülmüştür. 

Bir doktorun işi, hastalarını tedavi etmek ve bezen hiç beklenmeyenleri de gerçekleştirerek kişileri sağlığına kavuşturmaktır. Bunun için olağanüstü övgülere ve takdirlere layık görülmesine gerek yoktur, zira zaten bu onun işidir ve tüm bu işleri ve sık sık beklentilerin üzerinde işleri yapması gerekir ve ondan beklenen budur. 

Bir bilim adamı farklı buluşlar ortaya koyduğunda, uluslararası kayda değer çalışmalar yaptığında da bu onun işinin bir parçasıdır ve bunun için gereğinden fazla övgüye ve olağanüstü yüceltmelere gerek yoktur, zira onun işi, alanı her halükarda bunları yapmaktır, sonuç itibari ile buluşlar ve diğer çalışmalar onun işinin bir parçasıdır.

Gelelim sporcuya, sporcunun işi yaptığı sporda en üstlere, zirvelere çıkmaktır, çıkmak olmalıdır. Bunun adı; ülke, kıta, dünya veya olimpiyat şampiyonluğuna kadar gider. Asıl olan yaptığı sporda beklenen ve beklentilerin üzerinde performans göstererek hem kendisini ve hem de ülkesini temsil edebildiğinin en üst seviyesiyle temsil etmektir ve öyle olmalıdır.  Çünkü bunlar için çalışıyordur ve işinin gereği ve parçası olarak üstün başarılar almalıdır. 

Tüm bu şartlar altında, hepimizin yakından tanık olduğu üzere, TRT televizyonu olimpiyatlar esnasında sporcularımızla fırsat bulduğu her şartta röportaj yaparak aslında onlara farkında olmadan zarar veriyor. Öncelikle milyonlarla onları muhatap ederek dikkatlerini dağıtabiliyor ve anlık yoğunlaşmalarına yine istemeyerek zarar veriyor. Alınan bir maçtan sonra, bir galibiyetten sonra sporcularımızla gereğinden fazla iletişim kurularak, röportajlar yapılarak, olması gerekenden fazla havaya sokulup ve hatta farkında olmadan şımartıyorlar. Zaten temel görevi sporunda beklenen veya beklenmeyen galibiyetler alması gereken ve sporunda zirveye çıkması gereken sporcuları, sanki hiçbir şekilde beklenmeyen, ya da olması imkansız veya mucize gerçekleştirmiş gibi karşılayıp, özellikle devam eden müsabakalar esnasında bu röportajlar ve medya dünyasının içine çekerek yukarıda anlatmaya çalışıp Mevlana ve Bukowski üzerinden örnekler verdiğimiz duruma sokmaktalar.  Özellikle müsabakalar devam ederken ve henüz hiçbir net sonuç alınmamışken, sanki olimpiyat şampiyonu olunmuş edasıyla sporcuların milyonların önüne çıkarılması ne kadar doğru bir iştir? Her şey henüz devam ederken sporcuların bu denli havaya sokulması, olması gereğinden fazla değer verilmesi, onların şımartılması, sonuçları olumlu etkileyebilir mi, yoksa kendini medya dünyasının cazibesine kaptırıp ne oldum ben diyerek yoğunlaşmalarından/motivasyonlarından uzaklaşır mı uzaklaşabilir mi? 

Medya kendi reytingini düşünerek sporcuları millete daha da yakınlaştırmaya çalışıyor, bunu yaparken aynı zamanda sporcuyu da havaya sokmaya ve onun duygularını da insanlara ulaştırmaya çalışıyor. Ancak diğer taraftan özellikle bireysel sporlardaki motivasyonun ve anlık konsantrasyonun bozulması ve yalnız başına mücadele eden sporcuların medyanın ve onun rüzgarıyla esen ilgiden etkilenmemeleri mümkün mü? 

Tüm müsabakalar bittikten ve alınan başarının sevincinin paylaşılması ve sporculara almış oldukları başarılı sonuçlardan dolayı hak ettikleri değerin verilmesi daha doğru olmaz mı? Özellikle vurguluyorum yerelden, uluslararası arenalarda mücadele eden sporcuların hepsi çok değerlidir. Bu konuda yanlış anlaşılmak istemem, ancak özellikle yarışmalar devam ederken, hemen müsabaka öncesi, hemen sonrası, yemekte, kampta, olimpiyat köyünde ve diğer ortamlarda sürekli sporcularla ve antrenörleriyle yapılan röportajlar bu insanları ve onların psikolojilerini çokta olumlu etkilemeyecektir, bilakis yukarıda da bahsettiğim üzre olumsuz etki yapacak ve düzenlerini bozacaktır. Çünkü sporcu o an itibari ile almış olduğu ama sonuçlanmayan başarı üzerinden kendisine karşı gösterilen aşırı övücü, yüceltici, ilgiden ötürü gevşeyecek, rahatlayacak, medyanın odağında olmanın vermiş olduğu gevşeklik ve içine sokulmuş olduğu ünlü sporcu psikolojisi ile odaklanması gereken her türlü teknik, taktik ve psikolojik motivasyondan uzaklaşacaktır.  

Umarım tüm medya organları tüm spor branşları ve bütün organizasyonlar geçerli olmak kaydıyla sadece reyting ve sporcularımızı onore edeceğiz ve halkımıza tanıtacağız düşüncesiyle hareket etmeyip, yukarıda ifade etmeye çalıştığım konularda da bir strateji geliştirirler. Çünkü sporda gelişme bütünsel gelişmelerin birleşmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. 

Tüm Yazılar için Tıklayınız