Money Aidat Borcu Sorgulama
Event Etkinlik Takvimi
Survey Anket

Web Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

İstatislik Sayfa İstatisliği
  • Online Kişi   : 2

  • Kişisel           : 184869

  • Toplam         : 2517686

Köşe Yazarı › Doç. Dr. Mutlu TÜRKMEN › 15 Temmuz
6968 kez okundu
24/07/2016

15 Temmuz tarihinde ülkemiz meşum bir darbe girişimine tanık oldu. Değil Türkiye Cumhuriyeti tarihi, belki de Türk milletinin varolduğu ilk günden beri böylesine gözü dönmüş bir saldırı ile bu millet yüzleşmemişti. Tarihte çokça katliam görülmüştür elbette, ancak yüz metreden kendi halkına tank atışı yapan, eli silahsız çocuk, kadın dinlemeden masum insanlara ateş açan, sivil insanların üstünden tanklarla geçen, kendi millet meclisini bombalayan, emniyet müdürlüğü ve özel harekat binasını yerle bir eden gözü dönmüş asker üniformalı canileri belki de tüm insanlık tarihi ilk kez görüyor. 

Ancak bu caniler, hesapların üstünde bir hesap olduğunu unuttular. Bu hesabı ise Yüce Rabbimiz birçoğu isimsiz olan kahramanlar eliyle gördü. 

Selam olsun göğsünü tanka siper eden Sabri Ünal'a. Selam olsun ölüme uzanıp tankı durduran Metin Doğan'a. Selam olsun şehit Astsubay Ömer Halisdemir'e. Selam olsun isimsiz kahraman binlere.. 

Evet, Astsubay Halisdemir düşük rütbeli bir askerdi. Şimdi ise tüm milletin vicdanında kahraman bir vatan evladı. Minnettarız ona. Şehidim hakkını helal et bizlere. Yedi göbek yakınların, eşin, çocukların, dostların senin hatıranla mağrur olacak. Halbuki alnının ortasından vurduğun darbeci sözde general Semih Terzi ise sadece lanet ile yadedilecek. Nefretle anılacak. Çoluğu çocuğu başları önlerinde gezecek. Belki mahkemeye koşarak soyisimlerini değiştirecek. Cenazesi birçok diğer alçak gibi ortada kalacak, belki de bir köpek leşi gibi hızlıca ve gözlerden uzak bir yerde toprakla örtülüverecek.    

Pekala bu gözü dönmüşler hangi motivasyonla ortaya çıktılar ve kalkışmada bulunmaya cesaret ettiler? 

Tabi ki bunların arkasında yıllarca sinsi bir planla ahtapot gibi devleti, hatta toplumun tüm kesimlerini sarmalayan Paralel İhanet Çetesi (PİÇ) bulunuyor. Bu çetenin arkasında bulunan büyük aklın ise sadece bir şizofren hoca olmadığı ayan beyan ortada. Kukla olarak hizmet ettiği küresel akıl ipini kesmeden önce onu belki de son bir kez kullanmak istedi. 

Doğru, FETÖ devletin tüm kurumlarında yuvalanmış paralel bir çetedir. Devleti ele geçirmek için tüm yolları ele geçirmiş, 7 Şubat'ta, 17-25 Aralık'ta başarısız darbe teşebbüslerinde bulunmuştu. Sonunda gözünü kan bürüdü ve ruhunu peşkeş çektiği efendilerinden aldığı emirle kanlı bir darbe girişiminde bulundu. Hem de binlerce sivil halkın ve kolluk görevlisinin kanına girmek pahasına. Alemlerin Rabbi rahmet etmese, belki de on binlerce insanın canına kıyılacak, yüz binler hatta milyonlar tutsak hale getirilecek, ülke parçalanma ve iç savaş ortamına sürüklenecekti. Hamdolsun, Rabbimiz görünmez ordularıyla milletimizi destekledi ve darbecilere kahraman halkın, polisin ve askerin eliyle güçlü bir tokat vurdu.   

Ancak bu kalkışmadan sonra FETÖ artık eli kanlı bir katil olmuştur. Kimyası bozulmuştur. Ağzından salyalar saçarak büyük Türk milletine tehditler savurmaktadır. Her türlü ihanete, arsızlığa, soysuzluğa imza atmaya açık hale gelmiştir. Millet olarak kenetlenmeli, tasmasını küresel çetelere kaptıran bu katile karşı milli birlik ve beraberliğimizi tahkim etmeli, devlet ve hükumetimizin yanında tavizsiz ve tartışmasız bir tavırla durmalı, fitneye meydan vermeden ve itidal üzere kalarak meydanlardaki varlığımızı sürdürmeliyiz.

Unutulmamalıdır ki FETÖ en baştan küçük esnafın sırtına basarak küresel bir holdinge dönüşmüştür. Bugün de onun varlığını yok etmek için en küçük mali destekçisi dahil derdest edilerek tüm para kaynakları kurutulmalıdır. Velev ki küçük bir bakkal dükkanı olsun, himmet adı altında adanmışlık duygusuyla bu İblis'e destek verenlere karşı acımasızca mücadele edilmelidir. FETÖ'nün ipi başladığı noktadan kesilmelidir. Bu paralel yapının müntesipleri, sadece paralel bir devlet yapılanması kurmaya çalışmakla kalmamış, adeta paralel bir evrende yaşayan ruh hastalarına dönüşmüştür. Varoluşsal bozuma uğrayan bu insanlar, artık gözü dönmüş yaratıklardır. Bunu 15 Temmuz'da fazlasıyla ortaya koymuşlardır. Öyleyse bunlara en küçük bir merhamet göstermek, milli varlığımızı kesin bir biçimde tehdit edecektir. 

Ülkemizi uçurumun kenarına iten, bölmeye ve iç savaş çıkarmaya yeltenen, dünyadaki itibarımızı ayaklar altına alan, geleceğimizle oynayan ve hatta başarısız olunca kahraman Milletimizi 'ahmak' diyerek aşağılamaya yeltenen ve açıkça tehditler savuran PİÇ başı FETÖ'ye 'sempati besleyen' hiçbir kimseyi masum kabul edemeyiz. Zira bunların tamamı paralel evrende yaşayan ruh hastalarıdır. Ruhunu İblis'e peşkeş çekmiş hoca bozuntusunun efsunlanmış köleleridir.  

Ülkemizde ilan edilen OHAL, bu çeteyle topyekun mücadelenin sür'atle verilmesi için bir ön koşuldur. Devletimizin aldığı OHAL kararını gönülden desteklemek durumundayız. Bu çerçevede sayısı on binleri, hatta yüz binleri bulacak tasfiye işlemlerini normal karşılamalıyız. Suçun bireyselliği, insan hakları, masumluk karinesi gibi klişe söylemler arkasına saklanarak verilecek mücadeleyi gölgelemeye çalışanlara asla taviz vermemeliyiz. Bu süreçte zarar görecek masum isimlerin orta erimde mağduriyetlerinin giderilmesini ümit ediyoruz. Uçurumdan dönen ülkemizin bu travmayı atlatması için gerekiyorsa baldıran zehrini içeceğiz.  

Gün birlik günüdür. Gün, sırtını küresel masonik şebekeye dayayan çetenin karşısında ülkemizin, milletimizin, devletimizin ve hükumetimizin yanında yer almak günüdür. "Biz, birlikte güçlüyüz" sloganına sarılma günüdür. 

Birlik olduğumuz ve her türlü fitneyi bertaraf ettiğimiz takdirde, Rabbimizin kesintisiz rahmetine mazhar olacak ve karşımıza çıkan tüm güçlere şu sözlerle meydan okuyabileceğiz; 

"De ki: Bizim başımıza Allah'ın bize yazdığından başkası gelmez. O, bizim mevlamızdır. İman edenler sadece O'na güvensinler!"  
(Tevbe Suresi: 51. ayet) 

Tüm Yazılar için Tıklayınız